İslam Hukukunda İkrar ve Hükmü

İnsan, medeni bir varlık olması hasebiyle, din, ahlak ve hukuka konu oluşturan söz ve fiillerden sorumlu tutulur. Kişi, işlediği haksız fiil neticesinde bağlı bulunduğu manevi değerlere göre Allah'a ve vicdanına karşı pişmanlık duyar; acı ve üzüntü hisseder. İnsani medeniyete sahip her şahsın içinde, kendini sorgulayan ve "vicdan" denilen bir hakimin mevcudiyeti kabul edilir. İslam dininde bu hakimin hükmüne önem verildiği şu hadislerde ifade edilmektedir: "Sana fetva verilse de sen yine kendi vicdanına dams" "İşlediğin fenalıklar sende bir üzüntü meydana getiriyorsa, artık sen mü'minsin." Konuya bu perspektiften bakıldığında kişi için bu manevi mesuliyetten kurtulmamn yegane yolu, zimmetinde sabit olan başkalarına ait hakları veya irtikap ettiği cürmü ikrarda bulunmaktır. Buna göre ikrar vesilesiyle kaybolan birçok haklar ortaya çıkar, sosyal ilişkilerde vuku bulan ihtilaflar, davalar bertaraf olur. Böylece içtimai bünyede hayatı önem arz eden fertler arasında güven, dürüst olma hüsn-ü kaza (hakları güzellikle ödeme), vefa, ülfet, muhabbet ve sadakat gibi duygular yerleşip gelişir.

 

Prof. Dr. AhmetDURAN

Dörtbudak Yayıncılık ve Matbaa Hizmetleri © Tüm Hakları Saklıdır